Ana içeriğe atla

Nitelikli

Tabela: "Kent"

"Bir kenti yaşamak ona boyun eğmektir sözleşmesiz, anlaşmasız, ne derse tek tek yapacaksın, düşünmeden, direnmeden." Özdemir İnce Yaşadığımız kentle yaptığımız tek maddelik anlaşma bu belki de... Tersine Göç: "Kırsala Göç" kararımızdaki tek maddelik anlaşma işte buydu. Ama şehirdekinin aksine doğa ile imzalıyoruz anlaşmayı bu kez... Şehirdeki alışkanlıklarımız ve hızlı tempoda yaşam tarzımız yerini; Doğanın ritminde bir harekete ve üretime, sürdürülebilir yaşam tarzına, ekolojiye, yavaş yaşama, sakin yaşama, slowfood beslenme tarzına, yerel üretime ve yerel üreticileri kalkındırmaya yönelik projelere bırakıyor. Çizgi Atölye'nin yapı taşlarını oluşturan, üretim ve tasarım anlayışını şekillendiren de; tersine göçün, sakin şehrimizin getirdiği bu yeni yaşam tarzımız ve bu yeni alışkanlıklarımız oldu. Şehirde, kurumsalda çalışırken bu his, bugünkü gibi taze ve canlıydı. Kapitalizmin sömürü düzeni, tüketim alışkanlıkları, emeğin değersizle...

Tabela: "Esyalarınızı düzenlemenin en iyi yolu, cogundan kurtulmaktır."—Joshua Fields Millburn




     “Eşyalarınızı düzenlemenin en iyi yolu, çoğundan kurtulmaktır.” 

     -Joshua Fields Millburn-

     Bugün tabelamızda "Minimalizm" var... 

     Geçen gün kitapçıda bu kitabı görünce çok sevinerek aldım ve hemen okumaya başladım. Son iki gündür bizim köyde hava bulutluydu, kitap & film havası... Günümün büyük kısmını bu kitabı okuyarak geçirdim ve iki günde kitabı yarıladım. 
     Minimalistler; Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus'un Minimalizm Belgeselini geçen yıl Netflix'te keyifle izlemiştim. Belgeseli Netflix'ten ya da YouTube'dan https://youtu.be/-usGA9m3yRU linkinden izleyebilirsiniz. Web sitelerini takip etmek isterseniz; www.theminimalists.com

     Tuzağa düşmeyin! diyor, kitapta Joshua Fields Millburn; "eşyaları düzenlemeye yönelik bir algı oluşturulur. Oysa ki  eşyalarınızı düzenlemenin en iyi yolu, çoğundan kurtulmaktır."   

     Eskiden istifçi olmasam da biriktirdiğim eşyalar, duygular vardı... Çok eşyam yoktu ama gerekmeyen şeyleri de tutuyordum. Eşyalarımı azaltmaya başladım. Birden minimalist olmadım. Aşama aşama azalttım. Hatta ilk seferinde atmak istediklerimi dışarı çıkarıp, sonra teker teker lazım olur diye içeri almaya başladığımda bir baktım ki hepsi yerine geri döndü... :)

     Her taşınmada biraz daha eşyaları azalttım böylece taşımak da kolaylaştı. Son bir yıldır minimalistim diyebilirim. Kullanmadığım eşyam hemen hemen yok. Giysilerimi epey ayıkladım, sadece gerçekten giydiklerim var ve hepsini de severek giyiyorum, bir gün lazım olursa bulunsun diye dolapta bekleyen giysim yok. Sayı olarak da az... Zaten önceden de ne kadar giysi alırsam alayım favori olan iki üç parçayı daha çok kullanıyordum. Şimdi hepsi favorim olan ve birbirleriyle kombine edebildiğim giysiler...

     Kitap, dergi, eşya, giysi v.s. elden çıkarmanın birkaç yolu var; işine yarayacak birileriyle paylaşmak, atmak, satmak... Kullanılabilecek olanları paylaştım kötü durumdakileri attım.

     Şimdi dönemsel olarak hala daha eşyalarımı gözden geçiriyorum; kullanmadığım var mı? Her eşyam için kendime soruyorum; "Bana gerçekten değer katan bir şey mi? Gerekli mi?" İlk etapta zor olsa da eşyalarla artık duygusal bağ kurmuyorum. Mesela bugün tekrar çekmecelerimi elden geçirdim ve bir kutuda hatıra olarak sakladığım konser, opera, tiyatro biletlerini attım. Aslında gerçek hatıra o biletlerde değil, o etkinliği o an izlemekte, yaşamakta ve zihnimizde hatırlamakta...

     Geçen yıl şehirden kırsala göç ettiğimde kendimi ilk etapta inzivaya çektim. Her şeyi gözden geçirdim. İlişkilerimi, eşyalarımı, duygularımı, amacımı, tutkularımı... Bu anlamda hayatıma ve bana değer katmayan ne varsa oldukları yere bıraktım, yanımda getirmedim. Kimisi de, olmaması gerekenler ve değer katmayanlar kendiliğinden hayatımdan çıkıp gittiler... Bunun tabiki enerji frekansımızın değişmesi ile de ilgisi var. Canlı- cansız, hareketli - hareketsiz, dişil - eril her şeyin bir enerjisi var doğada ve bizim enerjimizle de iletişim, etkileşim halindeler, enerjimizle aynı frekansta olanlara uyumlanıyoruz. Eskiden sistemi yanlış öğrenmişim, şimdi nasıl çalıştığını biliyorum.         Eskiden enerjimin yükselmesi için ve iç huzuru, mutluluğu yakalamak için hayatımdaki şeylerin yoluna girmesini, sorunların çözülmesini bekliyordum. Ama sistemin öyle çalışmadığını ve evrenin de enerjimizi okuyarak bizimle iletişim ve etkileşim halinde olduğunu öğrendim. Şimdi önce enerjimi yükseltiyorum sonra zaten her şey yoluna giriyor, iç huzurum sağlanıyor ve mutluluğumu pamuk ipliğine bağlamıyorum. Sadece mutluluğu seçiyorum. Öğrendim; hiçbir aşk,eş, iş, aile, eşya, mülkiyet, sahiplik, çocuk, ülke vs. mutluluğumuzun garantisi değil. Zaten mutluluğumuzu birilerine ve bir şeylere bağlarsak pamuk ipliğine bağlamış oluyoruz. Onlardan biri gidince mutluluğumuz da elimizden kayıp gidiyor...
     6 ay önce meditasyon yapmaya başladım. Artık meditasyon benim için diş fırçalamak gibi bir eylem oldu. Alışkanlıklarımdan biri haline geldi. Enerji alanımı bu sayede koruyorum ve günde yarım saat sadece solfeggio frekansı meditasyon müzikleri eşliğinde nefesime odaklanıyorum. Torus enerjisi, frekansı çok yüksek bir enerji olduğundan yeryüzü (dişil enerji) ve gökyüzü (eril enerji) enerjilerine bağlanarak yeryüzü ve gökyüzünden taç çakra ve kök çakradan altı noktadan nefesle torus enerjisini kalp çakrama çektiğimi hayal ettiğimde parmaklarım ve avuçlarım uyuşuyor... Müthiş bir enerji akışı... Meditasyon sonunda enerjik, huzurlu ve hafif hissediyorum.

     Hayatıma ve bana değer katan şeyler var sadece hayatımda; eşyalarım, giysilerim, kitaplarım, dostlarım, ailem, tutkularım, meditasyon, bana gerçekten değer katan ve kendime yaptığım en değerli yolculuğu bana öğreten, rehberlik eden çok değerli bir terapistim var. Her zaman hayatımda olan ya da hayatımda bir süre olduktan sonra hayatımdan çıkan herkesi ve her şeyi, yaşadığım her olayı bir öğretici olarak gördüm. İyi de olsa kötü de olsa onlardan birşeyler öğrendim. Böylece her şeye proaktif yaklaştım ve güzel şeyler biriktirdim. Bana öğreten, değer katan herkese ve her şeye teşekkürlerimi sunuyorum.

     Daha fazla mülkiyet veya maddi sahiplik özgürlük getirmiyor. Gerçek özgürlük hafif olmakta ve hayatımızdaki herkesin ve her şeyin sadece bize değer katanlar olmasında...

     Minimalizm adımları; eşyayı (gerekmedikçe) reddetmek, gereksiz olan, kullanmadığımız ve bize değer katmayan ne varsa (bize artık hizmet etmeyen düşünce yapıları, inançlar da dahil) hayatımızdan çıkarmak, gerekmedikçe satın almamak ve tabiki en önemlisi de insanları sevmek, eşyaları kullanmak...

     Kaliteli zaman geçirmek, zamanımızı kendimize ve insanlara ayırmak... Eşyalar, sosyal medya, internet kendimize ve insanlara ayırdığımız zamanımızdan çalmamalı...

     "Ne kadar az, o kadar çok..."

     Güzel bir haftaya başlangıç ya da haftaya güzel bir başlangıç yapmamız dileğiyle...

     Bu okuduğunuz blog ve yazı dilerim sizlere de değer katar, kendinize ve insanlara ayırdığınız zamandan çalmadan... ;)

     Müge Cihan

Yorumlar

Popüler Yayınlar