“Başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava…”
Can Yücel
"Bir kenti yaşamak ona boyun eğmektir sözleşmesiz, anlaşmasız, ne derse tek tek yapacaksın, düşünmeden, direnmeden." Özdemir İnce Yaşadığımız kentle yaptığımız tek maddelik anlaşma bu belki de... Tersine Göç: "Kırsala Göç" kararımızdaki tek maddelik anlaşma işte buydu. Ama şehirdekinin aksine doğa ile imzalıyoruz anlaşmayı bu kez... Şehirdeki alışkanlıklarımız ve hızlı tempoda yaşam tarzımız yerini; Doğanın ritminde bir harekete ve üretime, sürdürülebilir yaşam tarzına, ekolojiye, yavaş yaşama, sakin yaşama, slowfood beslenme tarzına, yerel üretime ve yerel üreticileri kalkındırmaya yönelik projelere bırakıyor. Çizgi Atölye'nin yapı taşlarını oluşturan, üretim ve tasarım anlayışını şekillendiren de; tersine göçün, sakin şehrimizin getirdiği bu yeni yaşam tarzımız ve bu yeni alışkanlıklarımız oldu. Şehirde, kurumsalda çalışırken bu his, bugünkü gibi taze ve canlıydı. Kapitalizmin sömürü düzeni, tüketim alışkanlıkları, emeğin değersizle...
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
Suyun Ote Yanından Gelenlere... Rembetiko... Bizim Köyün Müzigi :)
CAFE AMAN İSTANBUL - GÜLBAHAR
Cafe Aman İstanbul; Stelyo&Pelin Çiftinin kurduğu Fasl-ı Rembetiko Grubu...
2014 yılında Mübadele yıldönümünde İzmir Fuar Açıkhava Tiyatrosu'nda Cafe Aman İstanbul - Bir Ayrılık Şarkısı: Mübadele Konseri'ne gitmiş, çok keyif almıştım. Anne tarafından Mübadil torunu olarak (Yunanistan, Drama ve Zıhna Köyü'nden İzmir, Tire'ye göç.) hem Türkçe hem Rumca'sını dinlediğimiz ortak şarkılar, bizde Zeybek, suyun öte yanında Zeybekiko ortak kültür, ortak yemekler, aynı şarkılar...
Konserine denk gelirseniz kaçırmamalısınız. 1920'lerdeki gibi giyiniyorlar, şarkıları hem Rumca hem Türkçe yorumluyorlar, Taverna havasında... Sirtaki ve Zeybek Dansları... Sahnede, Tiyatral bir şekilde birbirlerini dansa kaldıran dansçılar, eşli danslar... Nefisti...
Yaşayanların Kaleminden: Mübadele İzmir doğumlu mübadil şarkıcı Angela Papazoğlu'nun anılarından birkaç örnek pasaj:
"Şarkı söylediğimi gören, acı çekmediğimi zanneder. Halbuki ben şarkılarla acımı dindiriyorum. İzmir'deyken, hep şarkı söylerdim. Şimdi İzmir'i kalbimde taşıyorum. Yetmiyor... Rüyalarımıza ne oldu acaba? Yine İzmir'deyken 'Bornova gemisi beni Atina ve Pire'ye götürmek için kaç para istersin?' şarkısını söylerdim... Ne Atina'sı? Ne Pire'si? Biz burası için mi hasret duyup şarkılar söyledik? Ben denizle konuşuyorum! Bana ne diyor, biliyor musun? 'Canlı kalmak istiyorsan, unutma. Unutmak günahtır!'. İzmir’de tüm sıkıntılarımızı şarkılarla anlattığımızı unutmuyorum. En büyük efkarımızın ne olduğunu biz de bilmiyorduk. Neydi biliyor musun? En büyük efkarımız her şey seni yok etmek için uğraşırken, tekrar dünyaya geldiğinde ve sana nereli olmak istersin sorusunu sorduklarında, sen çekinmeden yine İzmirli dersin. Ve yine adının Angela Papazoğlu olmasını istersin. Tekrar öldüğümde ise, acı defneyaprağını tekrar ağzıma sokun, gocunmam! Yeter ki İzmirli olayım..."
"İzmir'de Rembetiko'dan Batı şarkılarına kadar her türden çalıp söylerdik. Şarkılar, türküler, Girit şarkıları, Trakya ezgileri, Yanya havaları, çiftlerin dansı eşliğinde vals geceleri... Aklnıza ne gelirse, her telden çalıp söylerdik; operalardan bile... Müşterilerimizi memnun etmek için her milletten en az bir şarkı bilirdik. Yahudice, Ermenice hatta Arapça bile söylerdik... Herkesi sevdiğimiz gibi, herkes de bizi severdi. Şarkılarımızı çıkar amaçlı söylemezdik. Şarkı söyleyip dans etmek bizim için ruhun özgürlüğünü var etmek demekti."
"İzmir'in şarkıları çoktur. Günlerce okusan bitmez. Herkes ve her şeyle ilgili bir şarkı yazılmıştır. İnsanlar, semtler, meslekler... İzmir şarkıları ada şarkılarını geçerdi. Sayısız şarkılarımız vardı. Bir insanın 300 bin şarkı bildiği söylenirdi. Nasıl hatırlayayım ki? Her seferinde aklına ne gelirse... Ağzına atıp denediğin bir zeytin gibi...”
Cafe Aman İstanbul Cafe Aman İstanbul, 2009 yılında Stelyo Berber ile Pelin Suer tarafından kuruldu. Türk ve Rum müzisyenlerden oluşan gruba, zaman zaman Yunanistan'dan usta müzisyenler de katılıyor. Grup; Rembetiko müziğinin yanı sıra Bizans müziği, Osmanlı fasıl müziği ve Anadolu müzikleri alanlarında da çalışmalar yapıyor.
Yaptıkları müzik kadar, dönemin ruhunu yansıtan kostümleri ve sahne performanslarıyla da dikkat çeken Cafe Aman İstanbul; izleyenleri zaman tünelinde keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.
Otantik Rembetiko'yu farklı ekollerle birleştirerek yeni bir yorumla müzikseverlere sunan Cafe Aman İstanbul'un Fasl-ı Rembetiko adlı ilk albümü, geçtiğimiz yıl Kalan Müzik'ten çıktı.
Yorumlar
Yorum Gönder